DÜŞÜNEN İNSANIN AŞK'IN VE GÖZ YAŞININ ADRESİ

!!!Asra yemin olsun ki,İnsan mutlaka ziyandadır.Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.ASR Suresi !!!

ALLAH'TAN BAŞKA TÜM OTORİTE SAHİPLERİNİ VETO EDİYORUM.

“ELA BİZİKRİLLAHİ TATMEİNNÜL KULÜP”
“(Kalpler ancak Allah’ı zikir ile mutmâin olur)”

Evet onların asıl derdi islam dır.

Yani islami yayılmayı önlemek islamın bayanlara verdiği hakların önünü tıkamak,
ve bakın işte müslüman bayanlar cahildir demek istemeleridir.
Zira ayeti kerimede geçtiği gibi
^Ey muhammed siz onlara benzemedikçe onlar senden hoşnut olmazlar.
'hakikaten durum bu özetlemek gerekiyorsa, onların hedefi islamı engellemek
müslümanı kısıtlamak başka bir tarifi yok bunun.
ALLAH zalimleri sevmez. zulüm devamı olmaz.
Muhakkak ki sabreden mümine kazanacaktır.

TESETTÜR DEMOKRATİK BİR HAK DEĞİL,ALLAH'IN EMRİDİR

Allah ın İsimleri
 

FE EYNE TEZHEBUN.(NEREYE BU GİDİŞ ?)

ZALİM GÜÇLÜ OLSADA,ÖRTÜNE DİL UZATSADA,ZAFER BİZİMDİR BACIM!!!

"Ne yaptığımı biliyorum.

Cennetin bir bedeli var ve inşaallah bu bir bedel olarak sayılır."

Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız.

Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz.

Eğer sabreder ve Allah'tan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. ALİ İMRAN 186

"Gevşemeyin, üzülmeyin... Eğer inanıyorsanız en üstün sizsiniz"

!!! Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.AL-İ İMRAN: 103 !!!

Onlara de ki;eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin.

Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.TEVBE SURESİ/24

Bir Hiç İken İmanla Var Olmaya,Bir Damla İken Seller Olup Akmaya

Bir Kıvılcım İken,Putları Yıkmaya,Dünyalara Kafa Tutmaya Geldik.

Biz bir tepeye''ALLAH''diye sesleniriz.Ses karşıki tepeden ''ÖZGÜRLÜK''diye yankılanır

Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz

Ve bir akşam üstü yanında kimsecikler olmaz; Ya da olması gereken yanındakiler değildir.Dönüp yatakta yatana bakarsın.Hafif bir dudak buruşması,bir iç geçirme...Düşünürsün kıyaslama yaparsın acaba onunla nasıl olurdu diye... Kıramplar girer ağrılar hissedersin midende nasıl olurda bu hataya düştüm dersin olmaması lazım olmamalaydı neden böyle oldu yarabbi diye isyan noktasına gelirsin,Taşıyamazsın üzerindeki yükü omuzların çöker,kolların yorulur,kalbin yorulur,ruhun yorulur,bu böyle bitmemeliydi dersin.Ve ansızın gelir çile rüzgarı bir offf çekersin...sabrın yoksa yakar kavurur ortalığı...yaprakların tutuşur,dalların yanar...ve aciz kalırsın...etrafına bakarken odanın karanlığında dokunduğun yürekler yanar...geleceğe dail hayeller ölür düşlerinde...ve boynun eğilir dizlerine...

...Ve Yürekler Uzun Soluklu İntihara Girer Dönüşü olmayan bir yola girip Onu İçinde Kaybettiğin An...

Ne hasta beklerdi sabahı,Ne genç ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı,Seni beklediğim kadar!..

Geçti istemem gelmeni ,Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni,Gelme artık neye yarar!..

Kopan bir ipe,sımsıkı bir düğüm atarsanız,ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür.

Ama ipe her dokunuşunuzda ,canınızı acıtan tek nokta , yine o düğümdür

ya doğru zamanda yanlış insan çıkıyor karşına,ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor.ya zamana yeniliyorsun ya kişiye.....
Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
düşlerim sarardıkca ellerimde...yüreğimdeki heceler ağlar... - Blogcu




düşlerim sarardıkca ellerimde...yüreğimdeki heceler ağlar...

9/11/2009 - Eflatun Masal


Eflatun Masal
Masalın camından içeri doğru sızan gözbebeklerimden bahsediyorum.
Dokunabilir misin kahve koyusu yalnızlığıma ?
Ya da sesimin teline vurulup, çıkarabilir misin göğüs kafesimden nefesini ?
Avuç içlerim sönüyor..

Socrates’in sakalına zehir katın..
Beyaz tellerine kaldırın kadehlerinizi... şerefe..!
Doğurulan bütün piçleri bırakın sokağa!

Eflatun yaprakların damarlarından düşüyorum masalım.
Bir sonbahar alışkanlığı daha sona eriyor..
Mum alevinde yitiriyorum solgun benizli istasyonları..
ve seni,
üçüncü perdede asıyorlar...
yalınayak düşlerin, cam kırığı öpüşlerin ve yapışkan alışkanlıkların ortasında izliyorum olanları...

Socrates’in kaderini isa’ya kopyalayın!
Bütün çarmıhları yakın olvsat meydanında!
Dökülen aforizmaların zehrini dikin iliklerinize!..


Mavi gecenin samanyolu kesişmelerinde başlıyor aşk..
Sabaha dek süren ikili sevişmeler yaşıyorum..
Rüzgâra karşı ağlayan yağmurda boğuluyor düşlerim..
Tut gözlerimden.. tut yoksa düşerim.
Tut ellerimden.. tut yoksa ölürüm..

Masalın canımdan içeri doğru sızan gözbebeklerimden bahsediyorum diyorum!
Dokun kahve koyusu yalnızlığıma..
Ya da sesimin teline vurulup çıkar göğüs kafesimden nefesini.
Avuç içlerim yanıyor..

Socrates’in sakalına zehir kattılar.
Beyaz tellerine kaldırdılar kadehlerini.. şerefe ..!
Doğurulan bütün piçleri bıraktılar sokağa..

Eflatun yaprakların damarlarından tutundum masalım..
Karlı kış’ın kapısında sayıklıyorum adını..
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
çırılçıplak düşlerin, cam arası öpüşlerin ve kırılgan alışkanlıkların ortasında sarılıyorum saçlarına..



Seslendiren;Kahraman TAZEOĞLU




Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/11/2009 - RUHUMUN ZINDANINDAN ANNEME


Gecenin orta yerindeyim.Kemiğe dayanmamış bıçakları beklerken ben,ruhum sırtından hançerlendi Anne!Hırçın vakitlerin zindanındayım şimdi.Çaresizliğin denizinde sığınacak bir çare aramaktayım.Unutulmuş düşleri yazamamanın ızdırabını yaşamıyorum Anne!Her gece kendi ruhumun zindanındayım ben sen uykunun en derin yerindeyken.Sana yazılacak o kadar çok şey var ki.Korkular,suskunluklar...

Anne,kaybolduğumu hissedebildin mi?Gözlerinin önünde esir alındığımı.Neden bu kadar çok sustuğumu sordun mu hiç kendine?Neden her gece her şeyden kopup kendime sığındığımı düşündün mü?Karanlıkların ortasında bütün umutlarımı bir bir kurşunlayan o karanlık adamları gördün mü?Duyabiliyor musun her gece feryatlarımı?Anne!Ne olur tut elimden!Kalabalıkların arasında yalnızlığın girdabına düşüyorum.Ruhumun kanatlarını kırdılar Anne!Biricik oğlunun yüreğini susturdular.Esir ettiler bakışlarını.Sen,ben tam vaktinde eve geldiğim için sevinirken ben vakitsiz esaretlerde kıvranmaktayım.Sen yaşadığıma sevinirken her akşam,ben ruhumun gölgesinden damlayan sıcacık kanları silmekteydim ruhumun zindanından.Anne oğlun düşecek ellerinden.Umudu elinden alınmış ruhu şimdi şekeri elinden alınmış çocuklarla sırdaş.

Neden sustuğumu soruyor herkes Anne!Neden konuşmadığımı.Sanki konuştuğum zaman tercümansız beni anlayacaklar.Geçmişin hesaplaşmalarını bugüne sarkan soruları ruhumu zincire vurmuşken.Soramadığım hesapların muhasebe günü yaklaşırken neden konuşmadığımı soruyor herkeSelamunAleykümnne!Tut ellerimi sen,yoksa düşeceğim girdabına gecenin.

Ve gelelim neden sustuğuma.Dostlar.Bunca suskunluk bunca korkular kuşatmışken meydanları.Benim konuşacağım ne kaldı ki.Kemiğe dayanmamış bıçaklar,biz onların kemiğimize dayanmasını beklerken sırtımıza saplandı.Sen söyle Anne,söylenecek ne kaldı?

" Çıldırmak üzere olan bir hasta için acilen bir yudum özgürlük aranmaktadır.İlgilenenlerin ........ numarayı aramaları önemle rica olunur" diye bir anons duyarsan televizyonlardan Anne.Bilki tutsak edilmişim ve "hiçliğe" gitmekteyim süratle.Anne kayboluşumun başladığı günlerdeyim ben.Ruhumun zindanından o günleri seyretmekteyim.Yıkılışımızı yaşıyorum yeniden,kendi depremlerimi.Saat gecenin üç buçuğu ,sen yan odada uykunun en derin yerindeyken ben ruhumun zindanında işkenceyi solumaktayım.

Halam çocuğuna şöyle ufak bir tokat attığında;beni göstererek kızmıştın :"Bak Özkan şu yaşına geldi daha bir fiske vurmadık,hiç vurulur mu el kadar çocuğa?".Ben sustum, söylenecek çok şey yoktu zaten.Bilmiyorsun kaç kere sürüklendi bu genç beden yerlerde.Kaç kurşun delip geçti ruhumu.Ne kadar acı varsa ordu olup işgal ettiler yüreğimin her köşesini bilmiyorsun.Kaç ızdırabı taşıdı bu yorgun ceset.Kaç kuşatmaya direndi.Fiske vurulmamış bir çocuk zannediyorsun beni Anne.Bilmiyorsun kaç kere dövdüler oğlunu.Kaç depremin enkazını taşırım sırtımda bilmiyorsun.Yıkıntılar şehrinde ve bunca ölü hayatın arasında nasıl tutuşur yanarım bilmiyorsun.Bilmediklerinin içinde yaşadığından nasıl kayıp düşüyorum "hiçliğe" gözlerinin önünde.Görmüyorsun.

Açıkçası işte böyle güzel Annem!Yağmurlarda ıslanmış bir ruhun ve kalbinin ayakları prangalanmış bir garip çocuğun yanında yaşamaktayım.İşgal edilmiş bir ülke taşırım içimde.Gözlerime bak Anne!!!Üzerime hayaller kurma olur mu?Unut torununu seveceğin güzel ve bembeyaz yarınları.Mezuniyet törenine gidip gururla alkışlayacağın bir çocuğu unut.Mezuniyet töreni yaklaşmıştır oğlunun.Meydanları ihanet kokan bu karanlık okuldan.Bir yudum özgürlük için acımasızca harcandığım bu şehirden korkularımı alıp yanıma, ruhumun zindanından yüreğimin hücresine gidiyorum.

Güzel cümlelerle anlatacaktım düşlerimi.Korkuları değil umutları,hazan mevsimlerini değil baharları yazacaktım Anne!Masum çocukların gülen yüzünden yansıyacaktı dizelerim.Olmadı.Olamazdı da.Bunca garipseyeceğin düşüncenin içerisinden belki yadsıyacağın ve "Ne demek şimdi bunlar?" ya da "Yazamadıysan yazamadın ne olacak?Sen okuluna bak." diyeceğin cümlelerin arasından her şeye rağmen ve bilinenlerin pek çoğuna aykırı haykırışlarla sana sesleniyorum.Saat gecenin bilmem kaçı.Her gece olduğu gibi sen yine uykunun koynunda bense ruhumun zindanında.

Şimdilerde kendi işine bakar oldu herkes.Oysa biz çok şey istememiştik.Yalnızca inanmak ve inandığımız gibi yaşamak.Anlamadılar.Anlayamazlardı da.İstediklerimizi vermedikleri gün,izin almak için değil Anne,gerçekleri yüzlerine buruşturup fırlatmak için çıktık meydanlarına şehrin.

Evler,binalar,karakollar,hastaneler aklına gelen ne varsa onlarındı.Meydanlar kalmıştı bize.Milyon kere tekrarlamışımdır ne olduğunu.Bir kere daha söylemeyeceğim Anne.Ağlamak değil istediğim.Sadece düşlerimi bıraksınlar.Düşlerim benim olsun.

Güzel Annem!Bu kaçıncı mektubum oldu sana.Duymadığın sözcüklerle dert yandım sana.Sen de olmasan.Zihnimde canlanan hayalin olmasa.Bir kere daha yıkılırdım meydanlara.Bu sefer bir cinnet anının ardından,bir daha kalkmamacasına.Bunca hayal kırıklığının arasında içimde küçücük bir umut taşıyorum.Sesler,yankılar ve suskunluklar arasında düşlerime tutundum.Ellerimden alma düşlerimi.Onlarla yaşıyorum.

İnsan yandığı kadar anlarmış Anne!İnsan anladığı kadar yanarmış Anne!Ben sokakların prangalı özgürlüğünden zindanımın gerçek esaretine kaçtığımdan beri senden yana ne varsa ruhumda kuşattı dört yanımı.Basit cümlelerle anlatamalıyım sana ne kadar muhtaç olduğumu.Ancak konu sen olduğunda içimde kurulabilecek bütün cümleler bir anlayış yangınına tutuluyor.En çok neyi özledim biliyor musun Anne?Küçüktüm sen benim tek limanımdın.Hangi kış mevsiminde hangi yıkıcı fırtınaya tutulsam.Sen yetişirdin ruhum alabora olmadan.

Çok zaman olmadı Anne.Bir yanda fırtına,öteki tarafta korsanların amansız saldırıları sarsarken ruhumun gemisini.Bir umutla uzandım tek limanıma.Tam tutacakken sımsıcak ellerini.Araya giriverdi hayatın dalgaları.Kaç kış geçti üzerinden gözlerine son kez hasretle bakışımın üzerinden?Kaçıncı kez gelmedi o beklediğimiz baharlar?Ben sustum köşeme çekildim Anne!Sen benim ızdırabsız olduğum sevinciyle hayatının baharını yaşarken.Sırf büyük bir şevkle tutunduğun bu hayalin yıkılmasın diye mutlu insan taklidi yaptım.Ben sessiz ve sakince kendi kıyametime doğru giderken.Seni de yanımda sürüklememek için bütün çabam.

Bırak beni kendi yalnızlığımla,korkularımla ve umutlarımla başbaşa.Sen bensiz bir baharı yaşa,yanında ben olduğum zannıyla.Ben meydanların hesap soran bakışları altında kendi kışımı alayım omuzuma.Sen odanda uykunun derinliklerinde kendi düşlerinle kolkola.Ben ellerimden alınmış düşlerimin hayaliyle ruhumun zindanında.

Ve güzel Annem.Sen bu acıdan damıtılmış satırlarda ağlarken ben kaderimin hangi rüzgarlarında savruluyor olurum kimbilir.Neden yazıyorum anlamsız bunca satırı?Sana belki hiç okuyamayacağın bu mektupları niye yazıyorum?Anne,inan kağıda kondurulan her öznede,her fiilde başımı dizine koymuş gibi bir hisle titriyorum.Senden yana ne varsa bende, sarıyor tüm benliğimi.Ben seni yaşıyorum kısacası bu satırların köşe başlarında.

Anne!Onca sorunun içinde nasıl hala düşünebiliyorum?Anne bütün sorulardan daha önemli bir soru.Sence ben bunca ince sızının,yürek savaşının arasında nasıl hala bu ülkenin sokaklarında yürüyebiliyorum?Hala nasıl Anne?Hala nasıl...


hasretle doluyum hazanda mevsimler,,hicranlar bitmiyor küllendi alevler,,vuslatım nerede yüreğim ah inler,,andığım yandığım kandığım sensin Anne..sen orada,gurbetin yolundayım ben,,sen orada,gariplik yurdundayım ben,,sen orada,özlemin sonundayım ben sen içimde,bir sevdasın Anne..sonsuza uyanan hayalin peşindeyim gecenin seyrinde seherin zevkindeyim,,mehtaba uyanan göçlerin şevkindeyim,,andığım yandığım kandığım sensin Anne..

                                  

 

 

 
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/10/2009 - Bırakma Beni

yakılmış, rengi kaçmış gecelerin ortasından
ateşlerin ortasından
bütün ihanetlerin, bütün kuşkuların arasından
talanların kargaşanın korkuların yakasından biriyim

bilirsin hüznü hiç yakıştırmadım ruhuma
hiç ölmeyecek biriydim
ateş mi yakardı beni?
hesap mı görürdüm günahlarıma
kırmızının efendisiydi
şu kahpe dünyaya meftun
şu kendine zebun ben
bir infilakla parçalanıyorum
hepsi yalan söyledi, bittim
bırakma beni

mor menevişli dağlarım olsaydı
kor ateşler yansaydı sevdalıklarıma
güneşi sağ ayı sol elime koysalardı
vazgeçmekten bile vazgeçseydim

o geliyor dediklerinde tefler çalsaydım
küçük kızlar yetim çocuklar
dünyanın bütün mazlumlarının gözleri ışıldasaydı
ben olmasaydım da
ruhum taşısaydı yükü

adımı adının yanına yazsaydı en sona yazsaydı
bu da olsun yazsaydı, olsun yazsaydı

bir ceylana yoldaş olsaydı
bir çobana rastlasaydım da
mendilime süt dolduraydı

bela senden
aşk senden
kaybolduğum dehlizlerin sonunda yol senden olsaydı
hepsi yalan söyledi
yittim, bırakma beni,
bırakma beni

bugün pazartesi
dışarda sevdiğim sonbahar
solgun bir adamın soın kalesi
o da kaydımı ellerinden büsbütün kaybetmiş olucak
yani ben
kendi kendinin kırılmış endazesi

sorarsın ya bazen kapatıp gözlerini usulca dünyaya
bu asiliğin bahanesini
nereye kadar gidersin
kuşların kaderle uçtuğu
her yağmur tanesini bir meleğin indirdiği
yeni doğmuş bebeğe yutkunmayı öğreten
çimene yeişili
buluta maviyi
toprağa doğurganlığı veren
ey karıncanın kalbine bile merhameti indiren
görünmezi gören
bilinmezi bilen
göğe, çarkı feleğe süreyya'ya yıldızlara kainata sığmayıp
bir garibin kalbine giren
duy sesimi !
işte bu benim
işte ben
her şeyden sonra ve her şeyin başında
kapı aralığında mahçubum utanıyorum aslında
vermeyi istemeseydin, istemeyi vermezdin.
geldin, bırakma beni
hepsi yalan söyledi
isyansa isyan ettim
isyansa unuttum
her seferinde seni
düştüm bırakma beni,
bırakma beni,
bırakma beni

bırakma beniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii...

 

Yarabbi Belalara Sebebiyet Veren Günahlarımızı Bağışla

Gurbet..Dokunur Yüreğime..Dokunur Hasreti Gözlerime..
Özlemin Zelzelesi Sarsar..Benliğimi..Sarsılırım Çaresizce..
Sensizliğe Gider Ayaklarım...Sılamın Lacivert Gecelerinde..
Göğsümde..İniltisi Duyulur..Sükutlarımın..Yürürken Ayrılıklar Şehrine..

Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz

"Kardeşim, ancak fikirdir varlığın, Gerisi et ve kemiktir bir yığın."

                 

                                                  www.blogcu.com/ozdemir

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/8/2009 - ...

“Korkma, üzülme, Allah seninle beraberdir!”
Hani bir büyük sıkıntı anında kırılır ya, yüreğinizdeki bütün aynalar:Kırılırda hani, kırık aynalarda oynaşır ya hayalleriniz. Ümitleriniz tökezler de hani, tereddütlere düşersiniz ya kimi zaman:Çırpınırsınız...

Hani çırpınırken uzanacak bir dost eli ararsınız, fakat bulamazsınız bir türlü; ve kala kalırsınız ya hani dertlerinizle baş başa, kimsesiz, dostsuz...Ozaman bilin ki Allah kimsesizlerin kimsesidir... Bilin ki Allah dosttur: "Dost istersiniz Allah yeter!"

Hani en soluksuz deminizde hayallerinizin kıyısına çömelip başınız ellerinizin arasında sevginize ağıt yakarsınız ya...

Hani çözümsüzlüğe çaresizliğe tıkanır da uçan kuştan teselli arar hale gelirsiniz ya bazen...

Hani yıllarınızı verdiğiniz yerde soluksuz kalıp yıllara kurban olursunuz da bir türlü anlaşılamamanın hicranına düşersiniz ya...

Hani kuşlar şen çığlıklarla uçup geçerken üstünüzden bir Zümrüd-ü Anka olup onlarla birlikte uçmak istersiniz ya: Uçmak değil, kendinizden kaçmak...

Hani kendi garipliğinizden, yalnızlığınızdan kaçmak istedikçe yalnızlığınıza, garipliğinize saplanırsınız ya boylu boyunca...

YALNIZ DEĞİLSİNİZ:Herkesin ve her şeyin bittiği anlarda da Allah var!

Öyle bir an gelir ki, koca kainatın içinde ufalıp zerreleştiğinizi idrak edersiniz. Bir yanınızda acziniz, bir yanınızda za'fınız, bir yanınızda fakrınız ve dolu dolu çaresizliğinizle baş başa kalırsınız...

İşte o an insanca iradenin çözüldüğü ve insanoğlunun kendinde vehmettiği gücün ayaklarına dolaştığı andır: O an gerçekten kulluk anıdır.

İradeniz çözülüp kendinizde vehmettiğiniz güçler ayağınıza dolandıkça derin aczinizle birlikte kulluğunuzu idrak edip Külli İrade Sahibine yönelin.

ŞİMDİ VAKİT DUA VAKTİDİR: "Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu" buyuran Yaratıcı'ya iltica vakti...

Bütün kapıların kapandığını sandığınız anda dua kapısı ardına kadar açılır önünüzde, çarelerin bittiği yerde dua tek çare olarak karşınıza çıkar...

Çözümsüzlüğe tıkanıp uyuyamadığınız uzun gecelerden bir gece kalkın. Şebnemlerin sabah meltemiyle kucaklaştığı bu hasret vaktinde rahmetin ve şefkatin tecellisini yatakta bekleyin tembelliğinizi sürüyerek dirilin...

Uykusuz geçirdiğiniz koca bir elem gecesinde hangi problemi çözdüğünüzü düşünün. Kendinizi hırpalamanın dışında neye yaramış ki kuruntularınız, dertlenmenizle neyi halletmişsiniz?

Vah zavallı ben! Kendimde bir güç ve kudret vehmettikçe kudretim aczime çarpıp tuz-buz oluyor. Eğer idrak edebilseydim varlık sebebimi, gerçekten anlayabilseydim Rabbim gemisinde bir yolcu olduğumu, sırtımda dünya yüküyle kendime işkence eder miydim?

İstesek de, istemesek de dünya dönüyor, güneş doğuyor, yağmur yağıyor, rüzgar esiyor, çiçek açıyor... İstesek de, istemesek de yaşlanıyoruz.

Bir saniye öncesi kaybımız, bir saniye sonrası ise meçhulümüz: Elimizde sadece yaşadığımız "an" var. Ne kadar çaresisiz!

Öyleyse bırakalım her şeye hükmeden versin hakkımızda en hayırlı hükmü.

Atın sırtınızdan dünya elemini, durun Allah'ın huzuruna; sonra diz çökün önüne, boyun bükün. Hükme tabi olup elemlerden kurtulmak varken, kendimizi hüküm mevkiinde sayıp rezil olmak niye? Üstelik takatımız yükümüzü taşımaya etmiyor.

Bin hamal gibi vehimlerimi ömür boyu taşımaktan bıktım; Artık Yaradan'a tümden teslim olup "kullukta varlık" aramak istiyorum.

"Ya rab! Çaresi bulunan şeyde acze, bulunmayan şeyde ye'se düşürme bizi..." diye de dua ediyorum.
Zaten hayat da uzun bir duadır!

(Yavuz Bahadıroğlu)

gulislam.gif

Madem bizimle beraberdir Allah (c.c.), o zaman telaşa gerek yok.. Her musibette, her çaresizlikte, ümmetinin derdi ile dertlenen Allah rasulü, şefkati ile başımızı okşar, ve fısıldar kulağımıza : “Korkma, üzülme, Allah seninle beraberdir!”

LA TAKNETU MİN RAHMETULLAH

(ALLAH'IN RAHMETİNDEN ÜMİD KESMEYİNİZ)

Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz

 

 

www.blogcu.com/ozdemir

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/8/2009 - ...

DAHA ZORUNU YAPIYOR!
   
Hz. Ali'ye:
    - Allah, bu kadar insanı nasıl hesaba çeker? diye sorulduğunda, şöyle cevap vermiştir:
    - Nasıl rızıklandırıyorsa öyle.

    CİMRİ
   
Meşhur Cimri Paşa, atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde "Lâ havle" çekermiş.
    Bir gün atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.
    - Atlarıma ne oldu?
    Seyis, cevabı yapıştırmış:
    - Ne olacak efendim, "Lâ havle" yiye yiye "Ve lâ kuvvete" oldular.

    NE OLUYOR!
   
Mehmet Kırkıncı: "Hocam, ben namaz kılmakla Allah'a ne faydam oluyor?" diye soran birine şu cevabı vermiş:
    - Senin namaz kılmamakla kendine ne faydan oluyor?

    NASIL GEÇİRİR?
   
Necip Fazıl'a, "Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?" diye sormuşlar. "Evet geçirir" demiş. Bunun üzerine "deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?" demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:
    - Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.

    KÖŞE
   
Hazret-i Şems'i, konuşup nasihat etmesi için bir meclise davet etmişler. Hazret, meclise girer girmez, kapı eşiğine oturmuş. Kendisini baş köşeye davet edenlere de şu cevabı vermiş:
    - Adam adamsa oturduğu her yer köşe olur ona! Adam adam değilse, köşe bile eşik olur ona!

    İÇİMİZDEKİ HOROZ
   
Çocuk:
    - Babacığım, demiş. Bana bir horoz alsan da, sabahları ötüp beni namaza kaldırsa.
    Adam:
    - Canım oğul, diye cevap vermiş. Senin içindeki horoz ötmedikten sonra, dışarıdaki horozun fayda vereceğini mi sanıyorsun?

    YEMEĞE YENİLMEK
   
Sasani hükümdarlarından Ardşir Babegân, doktoruna, "Bir günde ne kadar yemek yemeli?" diye sordu. Doktoru:
    - Üçyüz gram kadar yeter, dedi.
    Babegân
    - Bu kadarcık şey insana ne kuvvet verir ki? diye bunu az bulunca, doktor şu karşılığı verdi:
    - Bu kadarı seni taşır. Bundan fazla olursa sen onu taşırsın.

AT NALI UĞUR GETİRİR Mİ?
    Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca'ya:
    - Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
    - Demirci Hoca:
    - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.

    HAYATI SEYRETMEK
   
Yazar Kazancakis, bir ihtiyara "neye bakıyorsun?" diye sorduğunda, ihtiyar adam gözlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir:
    - Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.

    SELÂMDAKİ İNCELİK
   
Muzaffer Ozak Hoca'nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
    - Selâmunaleyküm babalık... diye selâm verince, hazret selâmı alır:
    - Aleykümselâm kurukalabalık...

    ÖRTÜNMEK İÇİN GİYİNMEK!
   
İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada, Gandi'nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü varmış.
    Davetten çıkınca, bir gazeteci sormuş:
    - Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi?
    Gandi, hiç aldırmadan cevap vermiş:
    - Kral, ikimize de yetecek kadar giyimliydi.

    HUZUR
   
Zeynel Âbidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi.
    - Kimin huzurunda durduğumu düşünürseniz, sebebini anlarsınız...

    KABRİSTAN
   
Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
    - İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar.

    ÇINAR AĞACI MAYDANOZUN NESİ OLUR?
   
Selim Gündüzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi'ye:
    - Hocam demiş, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Ne dersiniz?
    Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
    - O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.

MEZARTAŞI YAZISI
   
Behlül Dânâ'ya biri sorar:
    - Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?
    Behlül Dânâ şu cevabı verir:
    - Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter."

    ÖLÜLER ÇİÇEK KOKLAMAZ
   
Amerika'lı iş adamı, bir Çinli'yle alay ederek sormuş:
    - Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?
    Çinli, başını kaldırmadan cevap vermiş:
    - Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.

    HAYAT NE ZAMAN BAŞLAR?
   
- Hayat kırkından sonra başlar, diyen bir kişiye Said Turhan şu karşılığı vermiş:
    - Eğer otuz beşinde ölmezsen!..

    ÖLÜM NEDİR?
   
Talebelerinden biri, Konfüçyüs'e:
    - "Ölüm nedir?" diye sorduğunda, Konfüçyüz'ün cevabı şu olmuş:
    - Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.

    HER KOYUN
   
Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ Hazretlerine:
    - Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır.
    Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül.
    Halife, kendisini sıkıştırdığında:
    - Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder.

    ORUÇ NASIL ŞİŞMANLATIR?
   
Hekimoğlu İsmail'e, "Ramazan olmasına rağmen biraz kilo almışsınız?" dediklerinde:
    - Maalesef öyle oldu, demiş. Çünkü iki kişilik yemek yiyor, bir kişilik oruç tutuyorum.

    RİYAKÂRA CEVAP
   
Adamın biri, Hz. Ali'yi gıyabında yani ardından kötülediği halde yüzüne karşı övmeye başlayınca, ondan şu karşılığı almıştır:
    - Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm.

Şafağın söktüğü yerde çakılı gözlerim...
Söyle Ey Gül, kaç zaman aralığı daha böyle bekleyeyim..?
bu hicran uğrunda kaç geceyi sabaha ekleyeyim..?
gülmeyi hecelerken, ezberden okur ağlamayı kifayetsiz sözlerim…
halsizim, nasipsizim, bi lâldir tebessümlerim…

                                   www.blogcu.com/ozdemir

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hiçbir kaygıya yer vermeden hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın eğer bana yüreğini, o zaman görürdün bir aşkın nasıl bir efsaneye dönüşebileceğini. Sen gözlerini kapıyorsun bir sen varsın başka hiç kimseyi düşünmüyorsun. Her şey senin çevrende şekillenmeli her şey sana göre düzenlenmeli. Beceremiyorum kusura bakma. Şimdi gidiyorum.

Radyo Acılmıyorsa Axtive Yükle Nick Alma Nick Yardım Dj Yayın Alma

DÜŞÜNCELERİNİZİ ZİYARETÇİ DEFTERİNİZE YAZIN...

Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın Image Hosted by ImageShack.us Eğer söylemek isteseydim gönlümdekini, Dilime dolanan ızdırap olur. Şayet yazsaydım derdimin bir tekini Ciltlere sığmayan kitap olur...

Hakkımda

Son yazılarım

Eflatun Masal
RUHUMUN ZINDANINDAN ANNEME
Bırakma Beni
...
...
KÜFRÜ MUCUP SÜZLER ve HALLER
Duvardaki Resim Başka Sen Başka.sahtemiyiz yoksa
bir parça yalnızlık...
Yel Değirmenleri
Gözlerin Gök-Yüzünde Bir Dolunay

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Benim en sevdiğim söz , senden duyduğum ben'dir . Hep yinelediğim söz , sana koyduğum ben'dir . İyi olmak adına bilgiç olmak istemem , Seni sen'lediğim söz , bir-bir oyduğum ben'dir Yeni Sayfa 1
İslami Sohbetler


Çalgısız İlahiler,Ezgiler ve
İslami Marşlar

Image Hosted by ImageShack.us

Özkan Özdemir'in Profili
Özkan Özdemir'in Facebook profili

www.dostyurdu.com