DÜŞÜNEN İNSANIN AŞK'IN VE GÖZ YAŞININ ADRESİ

!!!Asra yemin olsun ki,İnsan mutlaka ziyandadır.Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.ASR Suresi !!!

ALLAH'TAN BAŞKA TÜM OTORİTE SAHİPLERİNİ VETO EDİYORUM.

“ELA BİZİKRİLLAHİ TATMEİNNÜL KULÜP”
“(Kalpler ancak Allah’ı zikir ile mutmâin olur)”

Evet onların asıl derdi islam dır.

Yani islami yayılmayı önlemek islamın bayanlara verdiği hakların önünü tıkamak,
ve bakın işte müslüman bayanlar cahildir demek istemeleridir.
Zira ayeti kerimede geçtiği gibi
^Ey muhammed siz onlara benzemedikçe onlar senden hoşnut olmazlar.
'hakikaten durum bu özetlemek gerekiyorsa, onların hedefi islamı engellemek
müslümanı kısıtlamak başka bir tarifi yok bunun.
ALLAH zalimleri sevmez. zulüm devamı olmaz.
Muhakkak ki sabreden mümine kazanacaktır.

TESETTÜR DEMOKRATİK BİR HAK DEĞİL,ALLAH'IN EMRİDİR...

FE EYNE TEZHEBUN.(NEREYE BU GİDİŞ ?)

ZALİM GÜÇLÜ OLSADA,ÖRTÜNE DİL UZATSADA,ZAFER BİZİMDİR BACIM!!!

"Ne yaptığımı biliyorum.

Cennetin bir bedeli var ve inşaallah bu bir bedel olarak sayılır."

Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız.

Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz.

Eğer sabreder ve Allah'tan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. ALİ İMRAN 186

"Gevşemeyin, üzülmeyin... Eğer inanıyorsanız en üstün sizsiniz"

!!! Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.AL-İ İMRAN: 103 !!!

Onlara de ki;eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin.

Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.TEVBE SURESİ/24

Bir Hiç İken İmanla Var Olmaya,Bir Damla İken Seller Olup Akmaya

Bir Kıvılcım İken,Putları Yıkmaya,Dünyalara Kafa Tutmaya Geldik.

Biz bir tepeye''ALLAH''diye sesleniriz.Ses karşıki tepeden ''ÖZGÜRLÜK''diye yankılanır

Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz

 

 

Ve bir akşam üstü yanında kimsecikler olmaz; Ya da olması gereken yanındakiler değildir.Dönüp yatakta yatana bakarsın.Hafif bir dudak buruşması,bir iç geçirme...Düşünürsün kıyaslama yaparsın acaba onunla nasıl olurdu diye... Kıramplar girer ağrılar hissedersin midende nasıl olurda bu hataya düştüm dersin olmaması lağzım olmamalaydı neden böyle oldu yarabbi diye isyan noktasına gelirsin,Taşıyamazsın üzerindeki yükü omuzların çöker,kolların yorulur,kalbin yorulur,ruhun yorulur,bu böle bitmemeliydi dersin.Ve ansızın gelir çile rüzgarı bir offf çekersin...sabrın yoksa yakar kavurur ortalığı...yaprakların tutuşur,dalların yanar...ve aciz kalırsın...etrafına bakarken odanın karanlığında dokunduğun yürekler yanar...geleceğe dail hayeller ölür düşlerinde...ve boynun eğilir dizlerine...

...Ve Yürekler Uzun Soluklu İntihara Girer Dönüşü olmayan bir yola girip Onu  İçinde Kaybettiğin An...

Kopan bir ipe,sımsıkı bir düğüm atarsanız,ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür.

Ama ipe her dokunuşunuzda ,canınızı acıtan tek nokta , yine o düğümdür

AŞK ve ÖLÜM

"Ey Rabbim!

Unutur, ya da yanılırsam beni sorumlu tutma!

Ey Rabbim!

Bana, benden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.

Ey Rabbim!

Bana gücümün yetmediği kaldıramıyacağım şeyleri yükleme.

Ey Rabbim!

Beni bir an bile olsa Nefsimle başbaşa bırakma.

Beni affet,beni bağışla, bana acı! Sen benim Mevlâmsın.

Üzerimideki olumsuzluklara karşı bana yardım et.

Ey Rabbim!

Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü, Değiştiremiyeceğim şeylere katlanma sabrı,

Ve ikisinin arasındaki farkı anlama aklı ver.

Ya ilahiii,Alemlere Rahmet olarak gönderdiğin Muhammed Mustafa S.A.V. Aşkına...Kulluk kitabımız Kuran Aşkına,Kelimeyi Tevhid Aşkına,Duaları semadan çevrilmeyenler aşkına,geceleri nurlarıyla sabahlara çevirenler aşkına,samimiyeti nakış nakış ömür gergefine işleyenler aşkına duamı kabul eyle..."Amin...

Image Hosted by ImageShack.us

ya doğru zamanda yanlış insan çıkıyor karşına,ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor.ya zamana yeniliyorsun ya kişiye.....

 

Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
Her Sabah Taze Bir Başlangıçtır - Blogcu
Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
düşlerim sarardıkca ellerimde...yüreğimdeki heceler ağlar... - Blogcu


düşlerim sarardıkca ellerimde...yüreğimdeki heceler ağlar...

9/5/2008 - ...

İşte artık gidiyorum..

Bu şehri sana senide bu şehrin sahibine emanet ederek gidiyorum.Hep pişmanlıkların gölgesinde direnen ruhumu burada pişmanlıklarla bırakıp gidiyorum sessiz sedasız gidiyorum.Son defa yazıyorum arayıpta bulamadığım cümlelerin arasında.Şehrimde nicedir esen sevda yağmurlarını bırakıp gidiyorum.

Bir ney sesi yankılanıyor kimsenin duyamadığı hüzün dolu kalbimden.Beyaz gecelerden eser yok şimdi.Sen yoksun,zülüflerin yok.Kardelensiz kış gecelerinden esiyor hasret rüzgarları. Tepelerinden lalezarlar açan yüreğimde güneşler doğmuyor artık.Yüreğimde patlayan sessiz volkanların prangalarında eskitiyorum günlerimi. Artık ümitte yok...Bakışlarımda o eski heyecanlarda...

Heybemde pişmanlığım ve hasretim.Biliyorum hayat yine tüm siyahlığı ile üzerime düşecek ve ben hep seni içimde hep taze bir yara olarak taşıyacağım.Mavisine hasret kalacağım bu şehri sana emanet ediyorum.Seni gurbette anlıma keder,sevdanı sılamda aşk diye bırakıyorum. ...

Artık şarkılarımın en ızdıraplı güftelerisin sinemde.Yazılarımın en girift satırları,şiirlerimin en hüzünlü kafiyeleri.Tebessümle çiçeklenen yüzünü saklıyorum gönlümün en derin bölgelerinde,
geriye dönüp son bir kez kocaman bir iç çekiyorum pişmanlıklarıma..Elveda şehrim,elveda hayallerim..

Elveda gençliğim...

Elveda....

 

Durma,Konuş yüreğim.Bağır seni saran bu karanlığa,
Gömme kendine acıları,Yanlızlıkları...
Sil sende olan umutsuzlukları...Durma,Konuş yüreğim,
Ses ver bana...

Umuda yelken açmışsa bir yürek ve yaşatmak için yola çıkmışsa Kainatın sahibi,ona gülden sofralar hazırlamıştır muhakkak. Yalnız tebessümler dikenlerin altında gizlidir. Eğer gülü dikeniyle seversen, lütfunda hoş kahrın da dersen, iki cihan saadeti senin.Şimdi gülüşü ömre bedel güzel insan! Sanmaki mutluluk sana başkasından yadigar. Herşey sende gizli.Yeterki tükenme tükettirme içindeki yaşama sevincini.Herşey güzel olacak allahın izniyle.

                                                 www.blogcu.com/ozdemir

                       

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2008 - Yabancıyım...

Ebu Zer’in çölde yaşadığını, kalabalıklar içinde yaşıyorum.
Bir Rebeze çölü buralar...
Bakışlar farklı, gülüşler farklı, sesler farklı, renkler farklı...
Her şey farklı...
Güneş, mevsim, ay, bulut, yıldızlar, insanlar...
Fark bile farklı.

Ağaçlar, çiçekler rengarenk; koku yok,
Yüreğe değil, göze sesleniyor her şey...

Su var susuzluğumu gideremiyor,
Yemek var, açım...
Doymak yok, kanmak yok...
Çay....Biricik hayat suyum, o bile tat vermiyor,
O bile küskün ve kırgın, bana.

Sılada gurbeti yaşayan için,
Ne de zormuş meğer,
Gurbette gurbeti yaşamak...
O güzel memleketin hasreti götürdü ömrü,
Günler ay, aylar seneler uzunluğunda…
Hasretten omuzlar çökmüş,
Yüzümde kırışıklıklar beliriyor…
Aynalara küskünüm artık.

Buralar tuhaf, buralar yabancı,
Ağlayan yok, sızlayan yok, aç olan yok...
Gülen yok, sevinen yok, doyan yok.
Derdi olan yok, dertsiz kimse yok...
Düşünen yok, seven yok, işkence yok...
Hiç bir şey yok.
Hiç,hiç, hiç....

Gidiyorum......
Gidiyorum,Geride kalan sevenlerim
Önümde meçhul bir Yol ve Kaderim

Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz

www.blogcu.com/ozdemir

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2008 - Tufanı çok Nuh'u yok dünyada kimliksiz kalmak

03/09/2005 
 
Bir yanda gömecek kuru bir toprak parçası bulunamadığı için cesedi çürümeye terkedilmiş on binler, öte yanda yılın diğer günlerinden farkı olmayan bir günü "cennete giriş müjdesi" gibi kutlayan çılgın yığınlar. Ve onları kobay olarak kullanan gözü dönmüş kapitalizm.

Bir yanda çürümüş cesetler, öte yanda çürümüş ruhlar.

Ruh çürümesi, ceset çürümesinden bin beter.

Çürümüş cesetlerden yayılan koku, çürümüş ruhlardan yayılan pis kokunun yanında misk ü amber.

Birini gömersin, olur biter. Ya diğerini? Onu kim, nereye gömer?

Kim yıkar cenazesini ölü ruhların, cenaze namazını kim eda eder?

BM'nin yardım eli Asya'nın afetzedelerine belki ulaşır. Ya kimliğini kaybetmek gibi en ağır manevi afete maruz kalmış Türkiye'nin kimlikzedelerine kimin eli ulaşır, kim yardım eder?

En ağır felaketin yarası beş, bilemedin on senede sarılır. Ya bu ülkenin tepesine çöken asırlık felaketin açtığı yaralar kaç vakitte sarılır, kim tedavi eder?

Düşmanına aşık olmak…

Nasıl bir şey düşmanına aşık olmak? Neye benzer?

Kur'an Yahudileşen İsrailoğulları örneğinde buna "maymunlaşmak" der; "aşağılık maymunlar" olmaktan söz eder.

Namusunu kirleten zorbaya aşık olma sendromu bu.

Bakara suresi bunu anlatır. Kendilerine iman ve özgürlük sunan bir Musa'ları vardı. Fakat akılları kendilerini köleleştiren Firavun'da kaldı. Adalet ve özgürlük, men ve selva, kimlik ve kişilik yerine, Mısır'ın "soğan ve sarımsağını" istemek…

Bu, işte bu maymunlaşmak!

Makkabe İsyanları öncesi, İsrailoğulları tarihte hiç olmadığı kadar maymunlaşmıştılar. Düşmanlarını taklit ediyorlardı. İşgalci Helen kültürüne aşık, Helen'den fazla Helenci bir tayfa peyda olmuştu. Dillerini, kültürlerini, ahlaklarını, kıyafetlerini, geleneklerini, yeme-içme şekillerini ve hatta dinlerini bile düşmanın dinine benzettiler. Sadukiyen çizgi böyle doğdu. Başlarına Jason adında Helen "devşirmesi" birini koydular. Bu onların sonunu hazırladı ve iki bin yıl sürecek bir felaketler ve gurbetler zincirinin ilk halkası oldu.

Kendi takvimini atıp Papa III. Gregorius'un adına nispetle anılan "Gregoryen Takvimi"ni "beynelmilel takvim" adıyla millete dayatanlar, bir takvimin geldiği yerden kendi kültürünü de taşıyacağını düşünmemişler miydi dersiniz?

Kim bilir, belki tam da bu amacı güttükleri için böyle yaptılar?

Vayha ki mirim, kimlik değiştirmek gömlek değiştirmeye benzemiyor. Daha doğrusu kimlik değiştirilemiyor, sadece "kimliksiz" kalınabiliyor. Sadece "kimliksiz" mi? Hayır, aynı zamanda "kişiliksiz", omurgasız, koordinatsız, yelkensiz, pusulasız, haritasız.

En beteri de, Nuh'suz…

Tufan mı? O her an kopmaya hazır. Asıl bir milletin tufanı kimliksiz kaldığında, bir bireyin tufanı kişiliksiz kaldığında kopar.

"Ey kavmim!" diyordu Musa peygamber, "Siz kendinize kötülük ettiniz.."

"Ey kavmim!" diyordu İbrahim peygamber, "Siz size yakışanı yapın, ben de bana yakışanı yapacağım!"

"Ey kavmim!" diyordu Şuayb peygamber, "Yalnız Allah'a kul olun, (kula kul olmayın, eşyaya kul olmayın)!"

"Ey kavmim!" diyordu Salih peygamber, "İyilik dururken neden kötülükte acele edip yarışıyorsunuz?"

"Ey kavmim!" diyordu Nuh peygamber, "Sizin başınıza dehşetle imdat dileyeceğiniz (ama kimsenin yardım edemeyeceği) bir felaketin gelmesinden korkuyorum!"

"Yılbaşını kutlamanın hükmü nedir?" sorusunu ciddi bulmuyorum. Benim daha başka sorularım var: Sizin bir zaman tasavvurunuz var mı? Sırf Müslüman çocuklarına çok kültürlü ortamda bir kimlik kazandırmak için "Çocuklarınızın saçını Yahudi çocukları gibi alabros tıraş ettirmeyiniz" diyen Hz. Peygamber'in hassasiyetinden bir hassasiyetiniz var mı? "Kim bir topluma benzeme çabasına girerse, o onlardan olur" diyen Peygamber'in…

Hepsinden öte sizin bir "siz"iniz var mı? Yani "siz" var mısınız, siz "kim"siniz?

Yoksa yok mu? Eğer yoksa, ayağınız göl başınız pınar. Tufana bir nevi bir katkı da benden olsun, kabilinden… Etrafındaki ruhu kokuşmuşlara aldırmadan karada gemi yapmayı sürdürenleri, "Sen hâlâ oralarda mısın?" laflarıyla dalgaya alarak kendi tufanınıza doğru yol alabilirsiniz. Nuh'un asi oğlu Kenan gibi düşünüp, "vadileri su basarsa, dağlara sığınırım" diye teselli olabilirsiniz.

"Ey hayat süren leşler sizi kim diriltecek?" diye soran şaire cevap vermek zorunda değilsiniz.

Dahası, "Ey insanoğlu! Sana böylesine cömert olan Rabbine karşı seni böylesine küstah ve mağrur kılan ne?" sorusunun muhataplarından biri olmadığınızı düşünebilirsiniz. Kimlik ve kişiliği feda etmenin bu kadarcık bir avantajı (!) olmasın mı?

Olur mu dersiniz?

"Ne yerde ne gökte, Allah'ı asla atlatamayacaksınız" (Ankebut, 22)

mustafa islamoğlu

seni eleştireni sen ALLAH için sev ...seni kıranı sen ALLAH için hoşnut kıl...sana hakaret edeni sen ALLAH için duana kat..seni hor göreni sen ALLAH için hoş gör..her düşünceye ve eyleme ;;;ALLAH için kardeşine saygı duy sevgini bahşet...kalp kırmamak fikrini hakim kılmaktan  daha evladır...........
 

Sevdası Büyük Olmayanın Eylemide Büyük Olmaz

               www.blogcu.com/ozdemir

   


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2008 - Yel Değirmenleri…

Hayatımızda nelere öncelik tanıyoruz. Ferdiyetçi çıkarlarımız mı ön plânda yoksa Tevhidi hedeflerimiz mi? Hangi menzile doğru yol aldığımızı arada sırada da olsa oturup düşünüyor muyuz?

Rüzgârın yönüne göre bazen insan yel değirmeni gibi döner durur. Hele günümüzde adım başı her yeri yel değirmenleri doldurmuş! Bahaneler zinciri uzadıkça yel değirmenlerimiz de dönmeye devam ediyor. Değirmenler döndükçe başımız döndü... İç dünyamızda çalkantılar arttıkça vicdanımızın üzerine bir set çektik. Aklımızca yaptığımız amelin doğruluğu için bir kılıf uydurduk. Eh nefsimizin hoşuna giden fetvalarda çoğalınca işimiz daha da kolaylaştı.

Güya niyetimizi belli etmeden köprüyü geçeceğiz öyle mi? Bukalemunlaşarak mı geçeceğiz köprüyü? Kılıktan kılığa girip, renkten renge dönüşüp, başkalaşarak mı menzile ulaşacağız? Bu durum bana rotasını şaşırmış gemileri andırıyor.

Hafif bir esintide dallarını eğen, kaypak kişiliklerle, hercai ilişkilerle, serüvencilikle peynir gemisi yürümez. Hedeflediğimiz, hayalini kurduğumuz hayatla içinde bulunduğumuz yaşam biçimi örtüşüyor mu? Hayatımızda çelişkiler zinciri olmamalı. Çelişki iç dünyamızda çatışmayı doğurur. Bu kişiliğimizi, benliğimizi zedeler. Kimse bir kişilik çatışması, bunalımı yaşamak istemez değil mi?

Müslümanlık, erozyona uğramadan dik duran ağaçlara ihtiyacımız var. Giderek çözülüp, kuraklaşmaya başladık. Benliğimiz artık birbirine kenetlenmiyor, bilakis ufalanıyor. Başında kavak yelleri esen ağaçlara değil, yerinde kök salmış sağlam duruşlu ağaçlara gereksinim var.

“Bu durumda başka bir yetenek gerekiyor. Bu uygarlığın sahip olmadığı bir yetenek... Bu yetenek maddi gelişmeye cevap verdiği gibi, fıtrî ihtiyaçlara da cevap veren bir anlayışın rehberliğinde insanlığa maddi dehanın ürünlerini koruma imkanını sağlayan “akide” ve “yöntem”den başka bir şey değildir. İşte bu “akide ve yöntem”, bir insan topluluğunda, yani müslüman bir cemaatte pratize edilmelidir.(1)”

Akide ve yöntem hayatımızda güçlü bir hazinedir. Bunlara sahip olan dünya ve ahiretini kurtarmıştır. Güçlü bir imana sahip olduktan sonra yapılması gereken bu inancın nasıl gün yüzüne çıkacağını iyi hesap edip, usulde ve metot da Kur’an ve Sünnet’i takip etmek gerekir.

Bizler birilerinin gözlerini kamaştırmak, onları etkilemek istedik. Onlar bizlere hayran kalmalıydı. Hiç de düşündükleri gibi “dinci, şeriatçı ve yobaz!” olmadığımızı göstermeliydik. Bizler temiz ahlâklı, iyi yürekli, uzlaşmacıydık. Bizler üstümüzden o aşağılık kompleksini atıp, modern olma yolunu seçtik! Zira biz sandıkları gibi örümcek kafalı, mürteci, gerici değildik.

Hayatımızda bir yol seçmiştik. Bu yolun yokuşsuz, dikensiz ve düz olmasını istedik. Oysa bu pembe bir rüyaydı. Kendi çıkarımızdan vazgeçmeyi, özveriyi, fedakârlığı göze alamadık. Amaca ulaşana kadar arada kalanları mubah gördük. Öyle ya bizi bu hallere düşürenler bizim de günahımızı da çekerdi. Ayetler hatırlatılıp “sen Allah’ın emrine karşı geliyorsun” dendiğinde de oturduğumuz makamda amelimize bir kılıf bulmakta gecikmedik.

Bizden hoşnut olmaları için başta onlara benzemeliydik. Samimiyetlik artınca iki onlardan bir bizden olur giderdi. Ama gidenler gelenlerden çoksa, kayıplar artıyorsa, yolunu şaşıranlar yığılıyorsa gemimiz gittikçe yönünü şaşırmaktadır.

Allahu Teala bizi bu konuda uyarıyor: “Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden hoşnut olacak değillerdir. De ki: “Kuşkusuz doğru yol, Allah’ın (gösterdiği) dosdoğru yoldur.” Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku) larına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.(2)”

“Kurtlarla sofraya oturan, kendisinin konuk mu yoksa yemek mi sayıldığını bilemez.(3)” Misyonerlik faaliyetleri Türkiye’de bir çığ gibi büyürken; kültürümüzde, değer yargılarımızda da asimileşme, yozlaşma hızla ilerlemekte...

Etrafımızı dikenli çalılar sarmış. Bu çalılardan kurtulmaya çalışanların canlarının acıması çok doğal. Dikenleri aşmayı göze alanlar yaralanmalara da katlanacaklardır. Her geçen gün kurtuluş yolları biraz daha kararıyor... Yardım eli uzatanlara da güvenilmiyor. Kimin eli kimin cebinde o da bilinmiyor. Birlikte yürüdüğün dostların yarı yolda seni bırakıyor. Vefasızlıklar, sadakatsizler artıyor... Dostlar, destekçiler parmakla sayılırcasına azalıyor. Bizimle kalanlar ise bu yola dayanmaya çalışıyor. Ve bizi acaba ne zaman bırakıp gidecek diye ince ince düşündürüyor.

Allah’tan sabır ve namazla yardım dileyelim. Safları sıklaştırıp, birbirimize kenetlenelim. Ümit ediyorum ki, yolların ayrıldığı noktada bir gün o yollar birleşir. Şafak karanlığın en koyu olduğu ana yakınmış. İnanıyorum o şafak bir gün bütün görkemiyle sökecek. Allah nurunu tamamlayacak inşallah.

“Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır(4)”


Dilek Dinçer

(1) Seyyid Kutup, Yoldaki İşaretler, sf. 12-13
(2) Bakara 120
(3) Trevinian
(4) Tasfiye dergisi, sayı 2 Ocak-Şubat 2005

 

 "Kardeşim, ancak fikirdir varlığın, Gerisi et ve kemiktir bir yığın."

                                                 www.blogcu.com/ozdemir

                    

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2008 - Bencil İnsanlar

Çocuklarin oyun oynarken davranislarini izlediniz mi hic?

Ayni yetiskinler gibi onlar da farkli kisIklere sahiptir kimi sessiz,
kimi istedigini yaptirmak icin surekli aglayan, kimi hircin, kimi sevgi
dolu uyumlu, kimi "hep benim dedigim olsun yoksa oynamam" diyen....

Hayatinizdaki insanlarin davranislarini izlediniz mi hic?

Surekli aglayan sizlayan insanlar vardir olmadi, yakismadi, yapmadi,
gelmedi... hep 3.tekil sahislara yuklerler hayati sizlanip dururlar...

Insanlar vardir; surekli konusurlar; onun hakinda, bunun hakkinda,
patronun hakkinda, esinin hakkinda konusurlar konusurlar...Cozum aramazlar
da hep konusurlar sonra bir bakarsin hakkinda konustuklari kisinin en
yakininda dururlar sanki hic birsey yokmus gibi.

Insanlar vardir; ben istiyorum,banane, canim nasil isterse, sanane, ben
boyleyim diyerek hayati hem kendileri hem cevresindekiler icin zorlastiran
bencil insanlar...Ve bu bencil insanlarin yaninda hep fedakar,dengeli,
hosgorulu olanlar vardir.

Bencil insanlar kendileri de cok mutlu degildirler aslinda hep daha
fazlasini isterler kucuk seylerle mutlu olamazlar, sevdiklerini bile
severken incitirler, yari yolda birakirlar , kendilerini de sevdiklerini de
-mecbur- sevenlerini de kahrederler..

Isin kotusu acaba ben de boyle miyim diyemeyiz bir turlu."Yok canim ne
alakasi var ben bencil biri degilim" diye gecer icimizden.

Ama oyleyiz iste nasil herkes ayni renk degilse koyudan aciga herkesin
icinde biraz vardir bencillik.Simsiyah olanlardan korkarim ben en
cok.Kullanirlar insanlari, bir bakarsin ki orta yerde oylece kalmissin
arkanda ise kimse yok.

Simsiyah bencil olanlardan kacarim ben cok zarar verirler hem de
cok.Huzurunuzu yok ederler, askinizi, cocuklugunuzu...Zamanin en guzelini
calarlar sizden gozyaslarinizla..

Ya kacamazsak? Sessizlik care olur artik, yaralar acimaz.Cogu zaman bir
kotuluk cikiverir icinizden hic istemeden birilerini siz de yaralarsiniz.

Miras midir bencil olmak, yasamin zamanla yarattigi katkisi midir yoksa
cocukluk doneminin kotu bir hatirasi midir bilinmez.

Her guzelligi mahvedebilen, her iyiligin icine kotuluk katabilen,
somuren, sinirlendiren, hastalandiran, asksiz birakan, sevgisiz cogalan
yine de azalmayan bencil insanlari izlediniz mi hic?

Onlara dur bakalim dediniz mi?Yoksa sessizlik caredir mi dediniz?

Delikanlilik oldu mu dediniz mi siz o insanlara, tek basina karsi
durdunuzmu sonucu ne olursa olsun...

Yoksa sen boyleysen ben de boyleyim iste diyerek bu hastaliga siz de mi
tutuldunuz, yoksa siz de mi bencil oldunuz?

Iyiler hep kazanamaz...

Ama olsun yine de kalan son kahramanlara....

Hep sevgiyle...

Şafağın söktüğü yerde çakılı gözlerim...
Söyle Ey Gül, kaç zaman aralığı daha böyle bekleyeyim..?
bu hicran uğrunda kaç geceyi sabaha ekleyeyim..?
gülmeyi hecelerken, ezberden okur ağlamayı kifayetsiz sözlerim…
halsizim, nasipsizim, bi lâldir tebessümlerim…

                                   www.blogcu.com/ozdemir

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hiçbir kaygıya yer vermeden hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın eğer bana yüreğini, o zaman görürdün bir aşkın nasıl bir efsaneye dönüşebileceğini. Sen gözlerini kapıyorsun bir sen varsın başka hiç kimseyi düşünmüyorsun. Her şey senin çevrende şekillenmeli her şey sana göre düzenlenmeli. Beceremiyorum kusura bakma. Şimdi gidiyorum.


Get your own Chat Box! Go Large!

DÜŞÜNCELERİNİZİ ZİYARETÇİ DEFTERİNİZE YAZIN...

Bir kavme olan kininiz sizi adaletten ayırmasın Image Hosted by ImageShack.us Eğer söylemek isteseydim gönlümdekini, Dilime dolanan ızdırap olur. Şayet yazsaydım derdimin bir tekini Ciltlere sığmayan kitap olur...

Hakkımda

Son yazılarım

...
Yabancıyım...
Tufanı çok Nuh'u yok dünyada kimliksiz kalmak
Yel Değirmenleri…
Bencil İnsanlar
Küçük Şeyler…
ADINLA BÜYÜ BEBEĞİM
Bırak Bırak aşk bende kalsın...
AĞLA VE ÖYLE GİT...
Anlatabilseydim...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Benim en sevdiğim söz , senden duyduğum ben'dir . Hep yinelediğim söz , sana koyduğum ben'dir . İyi olmak adına bilgiç olmak istemem , Seni sen'lediğim söz , bir-bir oyduğum ben'dir Yeni Sayfa 1



SEVEREK DİNLEDİĞİM BAZI PARÇALAR

Bayzit Meydaninda

Allah Sorar

Bir Adın Kalmalı

Şimdi Gidiyorsun

Ayrılık Kaderimse

Dön Geri

Ne Olur Anla

Sıgaram Tütüyor

Ağlama Karanfil

Kuşlar

Yüreğim

Sultanım